Türkiye’de son dönemlerde tutuklu öğrenciler üzerinden yürütülen politikalar, sadece adalet sistemine değil, aynı zamanda eğitim hakkına da ciddi bir darbe vuruyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlara karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınan ve tutuklanan 300’den fazla üniversite öğrencisi, yaklaşan vize sınavları öncesinde büyük bir mağduriyet tehlikesi ile karşı karşıya. Bu durum, Türkiye’deki ceza infaz sisteminde eğitime erişim konusunda ciddi bir eksikliğe işaret ediyor.
Cezaevlerinden Hiçbir Adım Atılmıyor
Avukat Ekin Baltaş’ın açıklamalarına göre, cezaevlerinde bulunan öğrencilere sınav hakkı tanınması konusunda bugüne dek hiçbir resmi adım atılmadı. Oysa ki bu öğrencilerin büyük çoğunluğu ilk kez cezaevi ile tanışıyor ve ciddi bir psikolojik şok yaşıyor. Baltaş, bu süreci sadece bir fiziksel engel değil, aynı zamanda sistematik bir psikolojik işkence yöntemi olarak nitelendiriyor. Eğitim hakkının Anayasa ile güvence altına alındığını vurgulayan Baltaş, bu hakka müdahalenin suç teşkil ettiğini net şekilde ifade ediyor.
Sınavlara Katılım Yolları Varken Neden Uygulanmıyor?
Tutuklu öğrencilerin sınavlara katılmaları için çeşitli yöntemler mevcut. Fiziksel olarak sınav salonlarına götürülmeleri ya da cezaevlerinden çevrimiçi erişim ile sınavlara katılmaları mümkün. Ancak bu sürecin yönetilmesi için cezaevlerinin aktif bir sorumluluk alması gerekiyor. Baltaş’a göre ise bu durum, bürokratik iş yükü bahanesiyle görmezden geliniyor. Cezaevi yönetimlerinin bu yükten kaçınmak adına öğrencilerin eğitim hakkını ihlal etmesi ise kabul edilemez bir durum.

AİHM Kararları ve Anayasa Açık: Eğitim Hakkı Tartışmaya Kapalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen çok sayıda kararda, mahkumların ve tutukluların eğitim haklarının korunması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de bu doğrultudadır. Ancak bu hakların uygulanabilir olması için iç hukukta ve özellikle uygulamada kararlılık gösterilmesi şarttır. Türkiye’de ise bu haklar, özellikle politik tutuklular söz konusu olduğunda, sistematik olarak ihlal edilmektedir.
Eğitimden Uzaklaştırma: Cezalandırma Aracı Olarak Kullanılıyor
Baltaş’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise eğitim hakkının engellenmesinin bilinçli bir politik tercih olduğudur. Bu tercih, gençlerin eğitimden mahrum bırakılarak cezalandırılması, hatta pişmanlık duymaya zorlanması gibi bir anlayış üzerine kurulu. Bu yaklaşım, demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemez ve uzun vadede toplumsal yapıyı da tehdit eder.
Eğitim Hakkı İçin Çağrı: Sessiz Kalmayın
Gerek kamuoyu, gerekse eğitim kurumlarının bu süreçte daha duyarlı ve aktif olması gerekiyor. Tutuklu öğrencilerin sınav hakları için kamuoyunun baskısı artırılmalı, üniversiteler öğrencilerine sahip çıkmalı ve cezaevi yönetimleri yasal sorumluluklarını yerine getirmeli. Aksi halde hem bireysel yaşamlar hem de ülkenin geleceği karanlık bir yola sürüklenir.