İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına yönelik tartışmalar uluslararası boyuta taşındı. Türkiye’nin kararı, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürüldü. Başvuruda yalnızca sözleşmeden çıkış değil, aynı zamanda yargının tarafsızlığı ve etkinliği de temel hak ihlali olarak vurgulandı.
AİHM’ye Başvuru: Usul Hataları ve Bağımsızlık Sorunu
Türkiye, 30 Nisan 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini Resmî Gazete aracılığıyla ilan etti. Bu karar, kadın hakları savunucularının, hukukçuların ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti. Kararın iptali için açılan davalar Danıştay ve ardından Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından reddedildi. Ancak yargı süreci, ciddi etik tartışmalarla birlikte Avrupa’ya taşındı.
Davacı Süheyla Ertosun’un yaptığı AİHM başvurusunda, karar sürecine dahil olan hakim Yılmaz Akçil’in, hem Danıştay hem de AYM’de farklı sıfatlarla yer alması eleştirildi. Bu durumun yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına zarar verdiği öne sürüldü. Hukukçu İsmail Sami Çakmak, söz konusu usulsüzlük nedeniyle Akçil hakkında suç duyurusunda bulundu. AYM ise bu şikâyetle ilgili henüz bir işlem başlatmadı.
Sözleşmeden Çekilme: Anayasaya ve Uluslararası Taahhütlere Aykırı mı?
AİHM’ye sunulan başvuruda, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği vurgulandı. Aynı zamanda Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” ilkesinin çiğnendiği savunuldu. Başvuruda, çekilme kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma, ayrımcılık yasağı ve etkili başvuru hakkına ilişkin maddelerine aykırı olduğu ifade edildi.
Yargının Tarafsızlığına İlişkin Endişeler
Başvuru dilekçesinde, sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal baskılar altında işlediği yönünde değerlendirmeler de yer aldı. Aynı ismin farklı mahkemelerde aynı dosyada görev alması, yargı etiğine aykırı bulundu. Davacı taraf, bu durumun adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal ettiğini belirtti.
Uluslararası Kamuoyu Gelişmeleri İzliyor
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, yalnızca iç politikada değil, küresel ölçekte de yankı uyandırdı. Kadın hakları savunucuları ve insan hakları örgütleri, süreci yakından izliyor. AİHM’nin başvuruyu kabul edip etmeyeceği ve esasa dair nasıl bir karar vereceği, Türkiye’nin insan hakları sicili açısından belirleyici olacak.
Türkiye’nin AİHM Savunması Merak Konusu
AİHM sürecinde Türkiye’nin yapacağı savunma, yalnızca sözleşmeden çıkışın meşruiyetiyle sınırlı kalmayacak. Aynı zamanda yargı organlarının bağımsızlığı, usul hataları ve iç hukuk yollarının etkinliği gibi konular da masaya yatırılacak. Bu bağlamda karar, hem uluslararası yükümlülükler hem de iç hukukun işleyişi açısından önem taşıyacak.