Fransa’da bir süredir devam eden “Filistin’de Adalet İçin Açlık Grevi” eylemleri, Marsilya’dan başlayarak Avrupa’nın farklı noktalarına yayılıyor. Katılımcılar, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek amacıyla açlık grevine giriyor. Eylemler, uluslararası hukukun işletilmesini ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım sağlanmasını talep ediyor.
Marsilya’dan Avrupa’ya Uzanan Sessiz Çığlık
31 Mart’ta Fransa’nın Marsilya kentinde başlayan açlık grevi, kısa sürede ses getiren bir harekete dönüştü. Grevin öncülüğünü, daha önce Gazze’de görev yapan Fransız doktor Pascal Andre ve beraberindeki iki sağlık çalışanı üstlendi. Bu sembolik eylemin ardından, 15 kişi grev kararı alırken, 95 kişi ise dayanışma amacıyla oruç tuttu. Şu an itibariyle 11 kişinin aktif şekilde grevine devam ettiği bildiriliyor.
Eylem Strasbourg’tan Brüksel’e Taşınıyor
Strasbourg Filistin Topluluğu Başkanı Leila Sihabi, grev zincirinin Fransa’nın birçok şehrinde devam edeceğini ve son eylemin 24 Nisan’da Brüksel’de gerçekleşeceğini duyurdu. Sihabi, bu hareketin herhangi bir siyasi yapıya bağlı olmadığının altını çizerek şu ifadeyi kullandı:
“Bu, apolitik ama kararlı bir dayanışma hareketidir.”
Bu yaklaşım, eylemin sivil direniş ve vicdani sorumluluk ekseninde şekillendiğini gösteriyor.
Talepler Net ve Kararlı
Açlık grevlerinin temel talepleri, Filistin halkının yaşadığı insani krizin sona erdirilmesine yönelik beş ana başlıkta toplanıyor:
- Gazze’de derhal ve kalıcı ateşkes sağlanması
- İnsani yardımların engelsiz bir şekilde ulaştırılması
- İsrail’e yönelik yaptırımların uygulanması
- Avrupa-İsrail arasında yapılan anlaşmaların askıya alınması
- Filistin Devleti’nin resmen tanınması

Bu talepler, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağıran bir insanlık manifestosu niteliğinde.
Avrupa Birliği’ne Güçlü Bir Mesaj
Eylemi organize eden isimlerden Sihabi, açlık grevlerinin Fransa ve Avrupa Birliği makamlarına yönelik bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtiyor. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu çağrılarımızın duyulmasını ve yetkililerin artık göz ardı edemeyeceği barışçıl ama güçlü bir ses olmamızı hedefliyoruz.”
Bu açıklama, grevin sadece bir tepki değil, aynı zamanda diplomatik baskı unsuru olarak da görüldüğünü ortaya koyuyor.
Açlık Grevi, Sessiz Ama Etkili Bir Direniş Biçimi
Açlık grevleri, tarih boyunca siyasi baskıların sonlandırılmasında önemli rol oynayan bir protesto yöntemi oldu. Fransa’da başlayan bu hareket, yalnızca Filistin halkının sesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda Avrupa kamuoyunu da insan hakları konusunda daha sorumlu davranmaya çağırıyor.
Fransa’da Toplumsal Dayanışmanın Güçlü Yansıması
Fransa’da farklı kesimlerden insanların bu harekete destek vermesi, konunun artık sadece siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk haline geldiğini gözler önüne seriyor. Eylemlere katılanların sadece Müslüman ya da Filistin kökenli olmaması da bu dayanışmanın evrenselliğini pekiştiriyor.
Açlık Grevleri Avrupa Gündeminde Yer Ediniyor
Marsilya’dan Brüksel’e kadar yayılan bu sivil direniş, Avrupa medyasında da geniş yer bulmaya başladı. Bu durum, açlık grevlerinin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik etkiler yarattığını gösteriyor.