Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mart’ta yaptığı açıklamayla Nevruz’un resmi bayram ilan edileceğini duyurdu. Bu açıklamanın ardından, AK Parti, Ramazan Bayramı sonrası gerekli yasal düzenleme çalışmalarına başlamaya hazırlanıyor. Düzenlemeye öncülük edecek isim ise kısa süre önce AK Parti’ye katılan Kürşad Zorlu olacak.
Türk Dünyasının Ortak Bayramı Hedefleniyor
AK Parti kulislerinden edinilen bilgilere göre, Türkiye’de resmi tatil statüsü kazanacak olan Nevruz Bayramı, halihazırda Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan ve Azerbaycan’da resmî olarak kutlanıyor. Türkiye’nin de bu ülkelerle aynı çizgide buluşması, Türk dünyasının ortak bir kültürel mirası olarak Nevruz’un daha da güçlenmesini sağlayacak.
Bu adımın sadece Türkiye içiyle sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda uluslararası kültürel bağların güçlenmesine de katkı sunacağı belirtiliyor. AK Parti yetkilileri, bu hamleyle Türkiye’nin kültürel kimliğini ön plana çıkarmayı hedefliyor.
Kürşad Zorlu Süreci Yönetecek
AK Parti’ye geçişi gündem olan Kürşad Zorlu, yasal sürecin liderliğini üstlenecek. Partide uzun süredir Türk dünyası üzerine çalışan Zorlu’nun bu göreve seçilmesi, konunun tarihi ve kültürel boyutunu öne çıkarmak açısından önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Zorlu’nun farklı kesimlerle de temas kurarak çalışmaları ilerleteceği ifade ediliyor.
Ayyüce Türkeş’ten Eleştiri
İYİ Parti’nin Türk Dünyası ve Yurt Dışı Teşkilatlanma Başkanı Dr. Ayyüce Türkeş Taş, konuyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkeş, Nevruz’un Türklerin Ergenekon’dan çıkışını simgelediğini hatırlatarak, bu değerli günün farklı niyetlerle istismar edilmemesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca, bu gelişmenin İmralı süreciyle aynı döneme denk gelmesine de vurgu yapan Türkeş, “Terör örgütü mensupları bu bayramı sahiplenmeye çalışıyor. Bu durum ayrışma yaratıyor. Hükümetin bu adımı hangi amaçla attığını anlamak mümkün değil,” ifadelerini kullandı.
Kültürel Miras Güçleniyor
Nevruz’un resmi tatil olarak kabul edilmesi, yalnızca bir takvim değişikliği anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma çabasını da temsil ediyor. Uzmanlar, bu adımın Türkiye’nin Türk dünyası ile olan bağlarını güçlendireceğini ve kültürel diplomasiye katkı sunacağını belirtiyor.