İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen bir arazi satın alımı, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. O dönemde belediye başkanı olan Kadir Topbaş yönetiminde alınan bu karar, milyon dolarlık bir kamu zararıyla sonuçlandı. Başakşehir’deki Ahmet Öztürk Kışlası içerisinde yer alan ve hiçbir şekilde ulaşılamayan bir arsa için tam 13 milyon 396 bin 375 dolar ödeme yapıldığı ortaya çıktı.
Gizli Gerçekler Yıllar Sonra Ortaya Çıktı
Arazi satın alındıktan yıllar sonra, 2021 yılında yapılan değerleme sonucunda çarpıcı bir tabloyla karşılaşıldı. Erişimi olmayan askeri arazi, sadece 1 milyon 892 bin 784 dolar olarak değerlendirildi. Bu da bugünkü döviz kuru üzerinden yaklaşık 437 milyon TL‘lik kamu zararına denk geliyor.
Müfettiş Raporları: “Kişisel Çıkarlar Uğruna Kamu Zararı Oluştu”
2021 yılında Ekrem İmamoğlu‘nun talimatıyla başlatılan soruşturma sürecinde, şaibeli detaylar gün yüzüne çıkarıldı. Müfettiş raporlarında açıkça belirtildi:
“Birilerinin özel çıkarına, Büyükşehir Belediyemizin zarara uğratıldığı anlaşılmıştır.”

Satışı Gerçekleştiren İsim Eski AKP’li
Satış işlemini gerçekleştiren kişilerin avukatlığını, dönemin AKP Maltepe İlçe Başkanı ve İBB Meclis Üyesi Kamil Barkır üstlendi. Bu bilgi, siyasi ilişkilerin bu satışta ne kadar etkili olduğunu gözler önüne serdi. Arsanın askeri alan statüsünün değişmemesi ve yol bağlantısının olmayışı, arazinin kullanımını imkânsız hale getirdi.
Çevre Bakanlığı Devreye Girdi Ancak Dosya Sümen Altında
2023 yılı itibarıyla söz konusu arsa, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “rezerv yapı alanı” ilan edildi. Ancak, İçişleri Bakanlığı’na iletilen soruşturma dosyasıyla ilgili herhangi bir işlem yapılmadı. İddialara göre dosya rafa kaldırıldı ve herhangi bir cezai işlem başlatılmadı.
Döviz Arttı, Zarar Katlandı
Dolar bazında sabit kalan ödeme, Türk Lirası’nın değer kaybı nedeniyle devasa boyutlara ulaştı. 2025 güncel kuruyla hesaplandığında, zarar 437 milyon TL’yi geçti. Bu durum, ekonomik dalgalanmaların kamu harcamalarını nasıl etkileyebileceğini gösteriyor. Uzmanlara göre, bu tür işlemler yalnızca siyasi değil, aynı zamanda cezai sorumluluk da doğurabilir.